70’li yılların en unutulmaz filmlerinden biri, Michael Cimino imzalı Avcı’dır. Cimino, ısrarla filmin savaşla değil kişisel krizler yaşayan bireylerle ilgili olduğunu söylese de Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’tan beri yapılan en etklili savaş karşıtı film olduğu su götürmez. Vietnam savaşına giden ve hayatları radikal bir şekilde değişen dört arkadaşın öyküsü, 1978 yılında En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülleri ...
Raymond Chandler’ın romanından uyarlanan The Big Sleep, önemli bir “film-noir” örneği. Filmin aynı zamanda Michael Winner tarafından 1978’de çekilen aynı isimli bir uyarlaması da mevcut. General Sternwood kızının üzerinden ona şantaj yapan Arthur Geiger’dan korunmak için ünlü dedektif Philip Marlowe’u tutar. Marlowe, incelemeleri sırasında aileyi tehdit eden yeraltı çetesi ve General’in kızları arasındaki ilişkiyi fark eder, küçük kızı Carmen’i cinayet suçlamasından kurtarır.
30′lı yılların Alabama’sında siyahlar ve beyazlar net çizgilerle birbirinden ayrılmıştır. Siyah bir genç adamın, beyaz bir kadına tecavüzle suçlanması ise tansiyonu arttıran olaylardan biri olmuştur. Avukat Atticus Finch, tüm tepkilere rağmen sanığın savunmasını üstlenir. Avukatın çevresindeki insanlar, onu bu görevden çekilmesi için baskı yapmaya başlar… Harper Lee’nin Pulitzer ödüllü kitabından uyarlandı. Tüm zamnaların en iyi filmlerinden biri olan yapım, oyuncusu Gregory Peck’e de Oscar ödülü kazandırdı. ...
Hollis Mulwray 1930′larda Los Angeles belediyesinin su dağıtım departmanında baş mühendistir. Ida Sessions, polis kökenli özel dedektif J.J. “Jake” Gittes’e kendisini Mulwray’in eşi Evelyn olarak tanıtır ve onun bir başka kadınla birlikte olduğundan şüphelendiğini söyleyerek onu takip ettirir. Gittes, Mulwray’in çekici bir kadınla birlikte fotoğraflarını çeker ve dava kapanır. Bir süre sonra Mulwray öldürülür.
1960′taki La Dolce Vita ile uluslararası bir üne henüz kavuşmuş olan Federico Fellini, içinde bulunduğu karmaşayı yarı biyografik Guido Anselmi karakteriyle dışa vuruyor. Marcello Mastroianni’nin unutulmaz performansı, sonradan “fellinivâri” olarak adlandırılacak tarzdaki, sirk cümbüşü fantastik sahnelerle birleştiğinde Avrupa sinemasının en büyük başarılarından biri ortaya çıkıyor.
Medya patronu milyoner iş adamı Charles Foster Kane, Xanadu’daki malikanesinde ölür. Ölmeden önce tek bir kelime telaffuz eder: Rosebud. Kane’in bu son sözünü araştıran muhabir, onun eski çalışanlarıyla ve arkadaşlarıyla görüşür. Duyduğu her hikaye Kane’in hayatına dair çarpıcı gerçekleri ortaya çıkarmaktadır. Fakat onun son sözünün anlamı hala sisler arasındadır…
Sinemaseverleri yıllarca etkileyen ve modern sinemada bir köşetaşı olan A Space Odyssey, Arthur C.Clarke’ın ünlü romanı “2001″den beyazperdeye uyarlanmış. Filmin ilk bölümü “Dawn Of Man/İnsanoğlunun Şafağı”, milyonlarca yıl önce maymunların evrim sürecini anlatıyor. Daha sonra bir kemiğin gökyüzüne fırlatılmasıyla 2001 yılınca geçiyoruz ve uzayda, insanla makinanın mücadelesine tanıklık ediyoruz.
Rahibe okulunu bitirmek üzere olan Viridiana, teyzesinin kocasını ziyarete gider. Sıradan ziyaret adamın kadına aşık olmasıyla farklı bir hal almaya başlar. Adam genç kıza aşık olmuş ve onla yaşamak istediğini söylemiştir. Viridiana tam okula dönmeye hazırlanırken, adam kıza bir tuzak kurar ve kendisiyle yaşamaya zorlar. Bunuel bir kez daha sarsılmaz kurumları silahının ucuna yerleştiriyor ve tartışmalı hikayesiyle, bir yandan hüzünlü, bir yandan da ölesiye komik bir masal ...
