Devrim Arabaları
“Benzini bitti diye yolda kalan araba” etiketiyle unutulan “Devrim”in hikayesinin bilinen ve bilinmeyenlerinin anlatılacağı “Devrim Arabaları” filminin senaryosunu, Murat Dişli ve Tolga Örnek 2 yıllık bir araştırma sonucunda oluşturmuşlar.
1961 yılında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder ve görevin TCDD işletmesine verildiğini açıklar. Hemen işe girişen 23 mühendisin önünde bu otomobili yapmak için Cumhuriyet Bayramı’ na kadar yalnızca 130 gün vardır.
“Devrim” adı verilecek olan bu arabayı üretmek için 23 mühendis, kariyerlerini ve aile hayatlarını riske atarak zamanla, yoklukla, politikayla, karşılarına çıkan sayısız engelle baş etmek zorunda kalırlar.
Devrim Arabaları Filmi Fragmanını İzle

çok başarılı bir türk filmi ilk türk arabası devrimin yapılış öyküsünü sinamaya cok güzel aktarmışlar. yakın tarihede güzel bir penccere açılmış KESİNLİKLE İZLENMELİ…
Filmin sonlarına kadar her şey çok güzel, çok yerinde. Arada doğum, genç baba falan duygusal bir iki şey koymaya çalışmışlar ki bence olmasa da olurdu, ama yine de olmuş, fena değil. Ama filmin sonu, işte o son, hem hikayenin bitişi anlamında hem de görüntü anlamında “ya hu bu da yapılır mı?” dedirtiyor. Hikayenin bitişi malumunuz, bu konuda söylenebilecek o kadar çok şey var ki, nereden başlayalım? Gecesini gündüzüne katan mühendislere mi yanalım, bu mühendislere dolayısıyla Türkiye’nin ilerleyişine köstek olan kişilere/zihniyete mi yanalım, ortada açıkça bir başarı varken eften püften bir sebepten bu başarının başarısızlık sayılmasına mı yanalım, Türkiye için tarihi bir olayın basiretsiz insanlar yüzünden bu şekilde bitirilişine mi yanalım, gerçekten bilemiyorum. Mutlaka izlenmesi gereken bir film Devrim Arabaları.
Gelelim sondaki görselliğe. Meclis binasının bilgisyar efektiyle verilmesi filmin tek olmamış tarafı. Böyle güzel bir filme yakışmayan bir uygulama.
bir Türk mühendis adayı olarak etkilenmedim değil..ayrıca ilk defa bir Türk filminde tüm dünyaca izlenebilir bir film olduğunu hissettim
görüntü ve teknik açısından gerçekten tüm dünyaca izlenebilir. hani bir söz vardır ya. sesi kısıp baksak bile hangisinin türk filmi hangisinin yabancı olduğunu anlamak çok kolay diye. bu filmde öyle değil. o açıdan güzel.
ama senaryo açısından çok da dünya filmi değil, bir milletin egosundan ya da aşağılık psikolojisinden bu kadar çok bahseden bir film, tüm dünyada çok da kabul görecek bir şey değil..
“bir de garbın aklıyla otomobil yaptık, şarkın aklıyla benzin koymayı unuttuk” cümlesinin (hem de üzerine basa basa vurgulanıyor) çok saçma ve haksız bir laf olduğunu düşünüyorum. bir kere genelleme olayını geçtim, azıcık tarih bilgisi lütfen diyorum.